Kayıtlar

BULGAR TÜRKLERİNİ OLUŞTURAN BOYLARDAN KUTRİGUR VE UTİGUR’LAR

Resim
  Kurum Han Kumandasındaki Bulgar Türklerinin Versinikia Savaşında Bizans Ordularını Yenmesi Yrd. Doç.Dr. Ali Ahmetbeyoğlu Türkistan’daki ilk dönem tarihleri ile batıya göç süreçleri hakkında pek bilgi bulunmayan ve Doğu Avrupa coğrafyasına geldikten sonra kaynaklarda Kutrigur ve Utigur denilen bu iki Türk boyu; isimleri “ok” kelimesinin çoğulu olan ve Türkçe boy, kabile anlamına gelen Oğuzların kardeşi ve batı kolu olan Ogurlara mensup idiler.  481 Yılından itibaren Azak Denizi ve Don Nehri civarından Moesia ve Trakya’ya akınlara başlamışlardır. Slavları da yanların alarak seferlerini bütün Balkan coğrafyasına yaymışlardır. Askerî güçlerinden dolayı Bizans Devleti için müttefik veya hasım sıfatıyla önemli olmuşlardır. Bizans Devleti, topraklarına sürekli devamlı hücumlar yapan, İstanbul’u tehdit edebilcek kadar güçlenen ve Gepitler ve Longabartlar başta olmak üzere birçok kavimle savaşan Kutrigurları, hediyeler ve senelik...

GÜNEY HUNLARI VE HUN FLÜTÜNDEN 18 ŞARKI

Resim
  Prof. Dr. Tilla Deniz BAYKUZU M.S. 199 yılında Güney Hun ordusunun ele geçirdiği, harabe haline gelmiş Çin başkentinden kaçmaya çalışan bir grup insanın arasında Ts’ai Wen Chi adında bir soylu genç kız da bulunmaktaydı. Bu genç kız, Sol Bilge Beyiyle evlendirildi ve Hunlar arasında on iki yıl yaşadı. Ülkesine döndüğünde onlarla yaşadığı hayatı “Hun Flütünden On Sekiz şarkı” adlı bir şiirde anlattı. XI. Yüzyılda resimlendirilen bu şiir Hunların siyasi ve kültürel hayatı hakkında bilgi edinmemizde oldukça önemlidir. Ts'ai Wen'chi'nin ülkesine dönmeden önce Hunlarla vedalaşmasının betimlendiği sahne. Arka tepelerden Çinli görevliler Wen'Chi'yi almaya gelirken, hunlar ona araba ve yolluk hazırlıyorlar. Hun kadınlar üzüntü içerisinde ağlaşıyorlar. Hun beyi ve Çinli eşi Hun orkestrasından müzik dinliyor, görevliler ise yemek servisi yapıyorlar. Hun beyinin gündelik yaşantısından bir sahne. Çinli eşiyle çadırında oturan beye kadınlar yemek se...

AVRUPA HUNLARI

Resim
  Hun Türklerinin Kazanları, İstanbul Askerî Müzesi Prof. Dr. Şerif Baştav 4. yüzyılın sonunda Avrupa'nın ufkunda görünen Hunlar, İç-Asya'dan batıya gelen Türk soyundan kavimlerin ilki idi ve bunu başkaları izleyecekti. Bölgede yaklaşık 80 yıllık ömürleri boyunca inanılmayacak derecede önemli olaylara sebep olan Hunlar, önce Batı-Asya'nın Türkleşmesini sağlamış, Avrupa'nın o zamanki nizamını altüst etmiş, Büyük Kavimler Göçünü harek ete geçirmiş ve Cermen Kavimlerini bir daha birleşmemek üzere dağıtmış, en önemlisi Doğu ve Batı imparatorluklarını temelinden sarsmışlardır. İlk Ortaçağ tarihinde bir fırtına gibi esen Hunlar, aradan geçen 1500 yıllık zamana rağmen hâlâ insanların ilgisini çeken, nereden geldikleri gibi böyle kısa bir zamanda dünya ölçüsünde bir devlet kurabilmelerinin muamması da çözülemeyen bir toplumdur. En tanınmış kağanları Attila, dünya büyükleri arasında yer alır ve devletin tarihe karışmasının 1500. yıl dönümü münasebetiyle bütün büyük Avrupa...

HUN TÜRKLERİNİN DİLİ VE YAZISI

Resim
  Kaynak Dr. Gözde Sazak W.Barthold'a göre Türk dilinin gelişim aşamaları şu şekilde incelenmektedir: Çin kaynaklarında pek fazla olmamakla birlikte; bu kaynaklar Hun diline ait bazı kelime, unvan ve isim nakletmişlerdir. Ne yazık ki, sayıları 30-40 kadar olan bu kelimeler, Hun dilini aydınlatmak için yeterli değildir. En eski Türkçe bakiyeler olarak kabul edilen ve Türk dili tarihinde çok önemli yer edinen bu kelimelerden başlıcaları M.Ö. II. yüzyılda Çin kaynaklarında geçen gök ve tanrı (tengri) anlamındaki chen-li, bununla ilişkili olarak "Tanrı kutu" anlamına gelen ve şanyü için kullanılan "T'eng-li Ko-to/ch'engli ku-t'u, şanyünün oğlunun (tegin'in) taşıdığı unvan olan ve Türkçe "düz,doğru,âdil" anlamına gelen t'o-k'i, kız anlamına gelen ki-ts'u, demir (tieh-fa) ve kılıç (king-lu)tır. Asya Hunlarının yazıları hakkında yine Çin kaynaklarında bilgiler yer almaktadır. Hunların bir mesaj iletmek istediklerinde bir tahta parç...

ANADOLU'DAKİ RUNİK YAZILAR VE PİKTOGRAMLARIN TÜRKLÜKLE OLAN BAĞLANTISI

Resim
  Uğur Can Aykan Türkler çok eski ve köklü bir tarihe sahiptirler. Dün olduğu gibi bugün de Türklerin tarihi, kültürü ve dili ile ilgili dünyanın pek çok ülkesinde araştırmalar yapan enstitüler ve ilim merkezleri bulunmaktadır. Öyle ki bugüne kadar Türklere ait izler yalnız Türkler değil birçok millete ait bilim adamlarınca da sürdürülmektedir. Bu şekilde Türklere ait olduğu bilinen damgalar, simgeler, yazılar ve işaretler ortaya çıkmıştır. Hakkâri Balbalları Türklerin bu şekilde diğer devletlerce yakın takipte olup araştırma alanlarında girme sebepleri onların elde etmiş oldukları bilgi, birikim ve kültürel zenginliğidir. Bugün gelişmiş ülkeler olarak ifade ettiğimiz devletlerin ortak özelliklerine baktığımızda onları diğer devletlerden ayıranların yaşam koşullarının, eğitim düzeylerinin,sağlık ve iletişim gibi özeliklerinin üst düzeyde olmasından kaynaklandığını görürüz.   HakkâriTrişin Yaylası Piktogramı Türklerinde tarihin en eski dönemlerinden itibaren sahip o...

HAKKÂRİ TRİŞİN KAYA RESİMLERİ

Resim
  Doç. Dr. Alpaslan Ceylan Hakkâri Bölgesi’nin önemli kaya resimleri bölgesi hiç şüphesiz Trişin Yaylası’dır Trişin Yaylası Van-Hakkari sınırında bulunmakta olup, yaklaşık denizden yüksekliği 2600-2850 m dir. Kaya resimleri üç bölgede toplanmıştır. Bunlar; Kahn-ı Melikan (2850 m), Taht-ı Melih (2650m) ve Taht-ı Melih’in doğusu (2600 m) dur. Bu merkezlerin her biri diğerinden bir-bir buçuk saat uzaklıktadır. Trişin yaylasında bulunan kaya resimleri çok geniş, sarp ve çıplak araziye yayılmış durumdadır ve dünyanın zengin kaya resimleri merkezlerinden birisidir.    Kahn-Melikan’daki kaya resimlerinde; dağ keçileri, dairevi sopa biçiminde Cin figürü, geyik, bizon (Manda), boğa, eline köpek bağlı bir insan figürü, yakaran insan figürü, tuzak ve yılan figürleri de bulunmaktadır. Taht-ı Melik’te yer alan kaya resimlerinde geyik, at üstünde insan (süvari), cin, dans eden insan, tekerlek üzerinde adam figürleri bulunmaktadır. Ayrıca S. Akok, tarafından Hypsilophodos ola...

ÇİÇİ YABGU

Resim
  Prof.Dr. Saadettin Gömeç Dünyadaki hiçbir millet, Türkler kadar hürriyetlerine düşkün değildir. Esaret altında yaşamaktansa ölmek, onlar için cennete gitmektir. Bu yüzden tarih boyunca, Türk milletini hiçbir vakit kafes içerisine koymak mümkün olmamıştır. Eğer devletlerine herhangi bir yerde zarar gelmiş ve gelme tehlikesi söz konusu olmuş ise, başka bir yerde sancaklarını dikmeyi mutlaka başarmışlardır. Türk milleti, dünya kavimleri arasında milliyetçilik duygularına en çok sahip halklardan birisidir. Ancak bu milliyetçilik hisleri genellikle şuur altında yattığından, pekçok insan bunun farkına varamaz. Başı dara düştüğünde küçük bir kıvılcım bu ateşi yakmaya yeter. Bu bakımdan dünyanın diğer halkları, Türklerin bu özelliğini bildiklerinden, günümüzde olduğu gibi, geçmişte de uyuyan bir arslana benzettikleri Türklerin pek kuyruklarına basmamaya özen göstermişlerdir. Türklerin bir özelliği de; milliyetçilik anlayışını devlet politikası olarak güden tarihteki ilk mill...