Kayıtlar

ANADOLU'DAKİ RUNİK YAZILAR VE PİKTOGRAMLARIN TÜRKLÜKLE OLAN BAĞLANTISI

Resim
  Uğur Can Aykan Türkler çok eski ve köklü bir tarihe sahiptirler. Dün olduğu gibi bugün de Türklerin tarihi, kültürü ve dili ile ilgili dünyanın pek çok ülkesinde araştırmalar yapan enstitüler ve ilim merkezleri bulunmaktadır. Öyle ki bugüne kadar Türklere ait izler yalnız Türkler değil birçok millete ait bilim adamlarınca da sürdürülmektedir. Bu şekilde Türklere ait olduğu bilinen damgalar, simgeler, yazılar ve işaretler ortaya çıkmıştır. Hakkâri Balbalları Türklerin bu şekilde diğer devletlerce yakın takipte olup araştırma alanlarında girme sebepleri onların elde etmiş oldukları bilgi, birikim ve kültürel zenginliğidir. Bugün gelişmiş ülkeler olarak ifade ettiğimiz devletlerin ortak özelliklerine baktığımızda onları diğer devletlerden ayıranların yaşam koşullarının, eğitim düzeylerinin,sağlık ve iletişim gibi özeliklerinin üst düzeyde olmasından kaynaklandığını görürüz.   HakkâriTrişin Yaylası Piktogramı Türklerinde tarihin en eski dönemlerinden itibaren sahip o...

HAKKÂRİ TRİŞİN KAYA RESİMLERİ

Resim
  Doç. Dr. Alpaslan Ceylan Hakkâri Bölgesi’nin önemli kaya resimleri bölgesi hiç şüphesiz Trişin Yaylası’dır Trişin Yaylası Van-Hakkari sınırında bulunmakta olup, yaklaşık denizden yüksekliği 2600-2850 m dir. Kaya resimleri üç bölgede toplanmıştır. Bunlar; Kahn-ı Melikan (2850 m), Taht-ı Melih (2650m) ve Taht-ı Melih’in doğusu (2600 m) dur. Bu merkezlerin her biri diğerinden bir-bir buçuk saat uzaklıktadır. Trişin yaylasında bulunan kaya resimleri çok geniş, sarp ve çıplak araziye yayılmış durumdadır ve dünyanın zengin kaya resimleri merkezlerinden birisidir.    Kahn-Melikan’daki kaya resimlerinde; dağ keçileri, dairevi sopa biçiminde Cin figürü, geyik, bizon (Manda), boğa, eline köpek bağlı bir insan figürü, yakaran insan figürü, tuzak ve yılan figürleri de bulunmaktadır. Taht-ı Melik’te yer alan kaya resimlerinde geyik, at üstünde insan (süvari), cin, dans eden insan, tekerlek üzerinde adam figürleri bulunmaktadır. Ayrıca S. Akok, tarafından Hypsilophodos ola...

ÇİÇİ YABGU

Resim
  Prof.Dr. Saadettin Gömeç Dünyadaki hiçbir millet, Türkler kadar hürriyetlerine düşkün değildir. Esaret altında yaşamaktansa ölmek, onlar için cennete gitmektir. Bu yüzden tarih boyunca, Türk milletini hiçbir vakit kafes içerisine koymak mümkün olmamıştır. Eğer devletlerine herhangi bir yerde zarar gelmiş ve gelme tehlikesi söz konusu olmuş ise, başka bir yerde sancaklarını dikmeyi mutlaka başarmışlardır. Türk milleti, dünya kavimleri arasında milliyetçilik duygularına en çok sahip halklardan birisidir. Ancak bu milliyetçilik hisleri genellikle şuur altında yattığından, pekçok insan bunun farkına varamaz. Başı dara düştüğünde küçük bir kıvılcım bu ateşi yakmaya yeter. Bu bakımdan dünyanın diğer halkları, Türklerin bu özelliğini bildiklerinden, günümüzde olduğu gibi, geçmişte de uyuyan bir arslana benzettikleri Türklerin pek kuyruklarına basmamaya özen göstermişlerdir. Türklerin bir özelliği de; milliyetçilik anlayışını devlet politikası olarak güden tarihteki ilk mill...

TÜRK KÜLTÜRÜNDE BAYKUŞ

Resim
  Kazakistan Parasında Kuzey Atmaca Baykuşu Dr. Sevda GÜLAKAN KAMAN Baykuşun Yunan mitolojisinde “Athena kuşu” olarak uğur simgesi sayıldığı görülmektedir. Baykuş koca kafası, avını kapıştaki mahareti, yani gösterdiği akıl, hüner ve marifet ile Zeus’un koca kafasından doğmuş olan kızı Athena’yı temsil eder. Athena’nın ağacı kendi diktiği zeytin ağacı iken kuşu da baykuştur. Athena’nın sembollerinden mızrak savaşı, zeytin dalı barışı; baykuş da bilgeliği temsil eder. Baykuş, Yunan mitolojisinde tanrıça Athena’nın sevdiği hayvan olarak bilinmekte ve tanrıçanın gözlerinin baykuş gözü renginde olduğu anlatılmaktadır.    Roma’da ise baykuş uğursuzluk ve yıkım sembolüdür. Ötüşü ölüm haberi sayılır. Augustus, Aurelius ve Sezar’ın ölümlerinin baykuşça bildirildiği inancı mevcuttur. Baykuşun düşte görülmesi ise kötü talih diye yorumlanmıştır. Ortaçağ Avrupası’nda ise baykuş cadılıkla ve uğursuzlukla ilişkilendirilmiştir. Avrupa ve Amerika folklorunda kötü alınyazısı ve ölüm ...

TÜRK KÜLTÜRÜNDE PARS

Resim
  Osman YILDIZ 1. Bars, kedigiller familyasına mensup yırtıcı bir hayvandır (Felis pardus). Bu hayvan, Ortaasya, Kore ve Mançurya'da yaşar ve buralarda çok meşhurdur. Bunların, Felix irbis denen cinsine de Türkler, yolbars derler. 2. Kelime. Türk Dilinin bütün safhalarında ve hemen hemen bütün lehçe ve şivelerinde bars, harsı, barış, bas, bar, barış, böres, bâs, pars, pans. nar, mars formlarıyla kullanılmaktadır. 3. Kelime, Türk Dili'nde, hayvan (bars, yolbars). kişi (Barsgan "Barshan", Boris, bars heg, Kutadmış bars, Barsbay. Baybars), yıl (On İki Hayvanlı Türk Takvimi'nde 3. yılın adı : bars yılı), şehir (Barsgan 'Barshan~')ve meslek adı (barsçı) olarak çok yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Ayrıca, bars, deslanlarınuzda, Türk yiğitlerine akıl veren kutlu bir hayvan olarak geçmektedir. 4. Kelime, Türk Dili'ndc b ile başlamaktadır. p*\i şekiller, fonetikle ilgili bir değişmedir [Ötümsüzleşme (loss of voicedncss, devoicing), yer değiştirme (...

DOĞU ANADOLU’DA İLK TÜRK İZLERİ

Resim
Prof. Dr. Alpaslan Ceylan 26 Ağustos 1071 tarihinde gerçekleşen Malazgirt savaşı ile Anadolu Türk’lerin yeni yurdu olmuştur. Ancak bu tarih Türk’lerin Anadolu’ya ilk değil son gelişleridir. M.Ö. 2350-2150 yılları arasında Mezopotamya’da büyük bir devlet kurmuş olan Akad devleti krallarından Naram-Sin’e ait bir belgede ; Anadolu’da var olan 17 krallığa karşı elde ettiği zaferden söz edilmektedir. Bu krallıklardan biri de Türk Krallığı’dır. Değerli bilim insanı Prof.Dr. M.Taner Tarhan , makalelerinde, Ön Asya’daki (Anadolu) ilk Türk’lerin Kimmer ve İskitler olduğunu belirtmiştir. Batı Hun Türklerinin Doğu bölümü, Kursik ve Barsık isimli başbuğların yönetiminde, 395 yılında Anadolu’nun önemli bir bölümünü egemenlikleri altına almışlardır. Makalenin Tamamı

TÜRK BİLİM İNSANI BİRUNÎ

Resim
Türk Bilim İnsanları'nın Heykelleri : Birunî, Ali Kuşçu, Harezmi, Uluğ Bey; Semerkand Medresesi Özbekistan Taşkent Prof. Dr. İbrahim Agâh Çubukçu Biruni çağının çeşitli bilimleri hakkında derinliğine araştırma yapan dünyanın sayılı bilim adamlarındandır. Bilimsel yöntemi benimsemesi, çağına göre büyük bir aşamadır. Bıkmadan deney yapması, deneylerden sonuç çıkarması, olaylar arasında bağ kurması, nesnel davranması, kritik bilimsel bir zihniyete sahip olması dikkati çekmiştir. Hurafelere önem vermemiş, aklı esas almıştır. Ortaçağda özgür düşünceyle araştırma yapmağa başlamıştır. Bilimle imanın sınırlarını çizmesini bilen Biruni, inanan bir Türk düşünürüdür.  Alemin öncesizliği görüşünü reddetmiş, İlk Neden'in yani Tanrı'nın varlığını doğrulamıştır. Zamanın sınırlı olduğunu belirtmiştir. Ayrıca ahlak felsefesi üzerine eğilmiş ve insanın değerini belirtmeğe çalışmıştır. Bütün bu nedenlerle. Biruni, Türk bilim ve düşünce tarihi...