Kayıtlar

ÇELME VE SUBUTAY

Resim
  Prof. Dr. Saadettin Gömeç Çingizliler tarihiyle alâkalı kaynaklara baktığımızda; Çingiz (Cengiz Han) ve onun ahfadının dışında çok sıkça karşılaştığımız birkaç ilgi çekici şahsiyet daha vardır ki, onlar da Çelme, Subutay, Cebe, Kubilay, Bugurçu ve bir de belki Mukali’dir. Tıpkı Çingiz’in kimliği meselesinde olduğu gibi, bu kişilerin mensup bulunduğu kavimler hakkında da araştırmacıların değişik görüşlere meylettiklerini biliyoruz. Ancak bizim yazımızın konusunu bunlardan şimdilik sadece ikisi ilgilendiriyor. Onlar da, Çelme ve Subutay kardeşlerdir. Bununla birlikte tarihin bu iki kahramanının başka kardeşleri olduğuna dair de belgeler mevcuttur. Fakat geçmişe baktığımızda sadece ailenin bu iki ferdi daima ön plandadır. Ama bunların içerisinde Subutay’ın yeri bambaşkadır. Çünkü o tarihin en büyük komutanlarından biridir. Başlangıçta Türkistan’daki fetihlerde mühim roller ifa eden Subutay; Çingiz Han’ın vefatının ardından da özellikle Batu’ya düşen bugünkü Macaristan ve Ru...

ESKİ TÜRK ORDUSU

Resim
  Şanyü (Gökten Kudret Alan) Mete Han(Mo-tun, Bögü Tonga) Prof.Dr. Saadettin Y. Gömeç Türk milletinin tarihinde ilk sistemli ordunun büyük Hun kaganı Mo-tun (Bögü Tonga) tarafından kurulduğu zaman zaman ilim adamlarınca ileri sürülüp, bu şekilde bir kanaat hasıl olmuşsa da, bu doğru degildir. Türklerden haber veren en eski vesikalara baktığımızda, M.Ö. 3000’lerden itibaren askeri birliklere sahip olan Türklerin, bu güçleri sayesinde sürekli Çin sınırlarına taarruzları söz konusudur. Eğer düzenli bir orduya sahip bulunmasalardı, Çin imparatorlugu Türklere karşı 9. asırdan itibaren yapımına başlanan Çin Seddi’ni meydana getirmek zorunda kalmazdı. Bununla birlikte araştırmacılar, Türk ordusunun diger kavimlerin askeri yapılarından farklı olan üç yönünü tespit etmislerdir: 1- Türk ordusu ücretli degildir. 2- Türk ordusu daîmidir. 3- Türk ordusu temelde suvarilerden olusur. Hepsi Sü

ANKARA İSMİNİN KÖKENİ

Resim
  Başkentimizin isminin kökeni konusundaki en yaygın kabul, gemi çapası anlamındaki yabancı bir kelime olan “ Anchor” dan geldiği yönündedir. Ancak 1937'de, Türkiye'yi ziyaret etmekte olan Yunanistan Başbakanı Elrfterios Venizelos’un Atatürk ile bir görüşmesinde Atatürk, "Ekselans, 'Ankara' adının nereden geldiğini bilir misiniz?" diye sormuş ve aldığı olumsuz yanıt üzerine getirilen "Dünya Atlası"nın bir sayfasını açıp Baykal Gölü yakınındak i Angarsk kentini göstermiş ve "İşte buradan geliyor, Ekselans!" demişti r. Prof.Dr. Necati Demir ise bir makalesinde bu konuda şunları belirtmiştir; “ Sakalar, günümüz Türkiye'sinin doğu bölgesinde de önemli bir yer teşkil etmektedir . Sakaların bir boyu olan   Phasian/Pasinler  ve onların alt kolları olan   Orbetler, Pasanlar, Gagavanlar, Kurmançlar, Sahatlar, Çavdarlar   ve Ş orlar   Türkiye'nin doğusunda yerleşmişlerdir. Sakaların boyları  Karduklar, Botiler,   Paktuk   ve   Kürtler ...

ANADOLU'DA KİMMERLER

Resim
  Urartuların Kimmerlere Karşı İnşaa Ettikleri Kale Kalıntıları Erzincan Altıntepe Prof.Dr. İlhami Durmuş Türk kültür dairesi içerisinde yer alan kavimlerden birisi Kimmerlerdir. Onlar Proto-Türkler olarak tanımlanan Ural-Altay kökenli bozkır göçebelerinin batı kolunu oluşturmaktadırlar. MÖ II. bin başlarından MÖ VIII. yüzyıla kadar -merkez Kırım olmak üzere- Karadeniz’in kuzeyinde, Avrasya bozkırlarında ve Kafkasya bölgesinde yaşamışlardır. Onlar doğudan gelen Sakaların baskısı sonucunda göç etmek zorunda kalmışlardır. Kafkas geçitlerini aşan Kimmer göç dalgaları - yeni bir yurt edinmek amacıyla- Anadolu’yu istilaya başlamışlar ve Kafkaslar’dan Anadolu’ya yöneldiklerinde ilk olarak Urartulularla mücadele etmek zorunda kalmışlardır. II. Argişti zamanında Kafkas ötesinden gelerek Anadolu içlerine kadar inen Kimmerler, Urartulular için büyük tehlike oluşturmuştur. II. Argişti her ne kadar onlara karşı harekete geçtiyse de daha çok savunmaya yönelik kaleler inşa ettirmiştir. Bunlard...

HUN-TÜRK KAĞAN (ŞANYÜ) TACI

Resim
  Moğolistan’ın Ordos kenti yakınlarında bulunmuş olup halen Çin’in İç Moğolistan Müzesinde bulunmaktadır. Saf altın olan tacın , ağırlığı 1.3 kg olup yüksekliği 7,3 cm , bant çevresi 60 cm.dir. Tacın üst kısmında gök küreyi/dünyayı temsil eden bölüm ve bunun üzerinde kartal bulunmaktadır. Alt bölümdeki kurt, koç ve at figürleri dikkat çekmektedir.   Kaynak Şanyü: Yer ve gökten doğmuş, Güneş ve Ay'ın taktir ettiği kağan  

HUN TÜRKLERİ

Resim
  Noin Ula Kurganı Eserlerinde Hun Yöneticisi Sn. Havva Turan’ın Yüksek Lisans Tezinden Türk milletinin en eski ataları olarak kabul edilen Hunlar, tarih sahnesine çıktıkları Türkistan coğrafyasında (Altay Dağları, Çoğay Dağları, Tengri Dağları, Orhun ve Yenisey Boyları) güçlü komşulara (Çin ve diğer devletler) karşı siyasi varlıklarını ve güçlerini kabul ettirmişlerdir. En eski tarihi devirlerde içtimai toplum düzenini tesis eden Türkler, “töre” (yazısız hukuk kuralları) sahibi bir millettir. Bu durum teşkilatlanmalarını ve devlet kurmalarını kolaylaştırmıştır. Mevcut tarihi kaynaklara bakıldığında, tarih yapan fakat yazmayan Hunlar hakkındaki ilk bilgiler, onlara komşu olan Çin yıllıklarından elde edilmektedir. Hunlar kadim çağda bilinen ilk teşkilatlı Türk devletini kurmuşlardır. Turgun Almas, tezimize konu olan “Hunların Kısa Tarihi” adlı eseri Çin yıllıklarını temel kaynak olarak alarak, Hunların yaşadıkları coğrafyanın fiziki özellikleri, siyasi faaliyetleri ve komşularıyl...

TÜRKLERDE AT

Resim
  Bezeklik Mağarası Uygur Türklerinin Duvar Resimlerinden. Asya Medeniyetleri Müzesi, Berlin, Almanya Hızırbek Gayretullah Türkler, yılkıyı ehlîleştiren ve onu medeniyetin hizmetine sunan ilk insanoğlu olarak tarihe geçmiştir. At, Türklerin kolu-kanadı olmuş, onun sırtında fetihlere koşmuş, Türk’ün cesareti atın çaparlığıyla birleşince de, cihan Türk atının nal sesleriyle çınlamıştır. Orta Asya bozkırından ta Viyana kapılarına kadar Türk’ü sırtında götüren, Ötüken çayırlarında otlayıp, Tuna ırmağında sulanan, Tanrı dağlarının doruğundan, Alplerin akabelerinden Türk’e yol bulan atalarımızın yoldaşı yılkıyı, atları günümüzde ne kadar tanıyoruz? Gördüğümüz her dört toynaklıya at, hipodromlarda çapanlara da tay ve kısrak deyip geçiyoruz. Oysa at niye, tay niye, kısrak niye dendiğini merak edip bozkır Türk kültürünün bir değerini, halkımıza doğru olarak tanıtamıyoruz. Bu konuda araştırma yapan zoologlara da rastlamıyoruz, belki araştırmacılar var da verilerini halka ulaştıra...