Kayıtlar

HUN-TÜRK KAĞAN (ŞANYÜ) TACI

Resim
  Moğolistan’ın Ordos kenti yakınlarında bulunmuş olup halen Çin’in İç Moğolistan Müzesinde bulunmaktadır. Saf altın olan tacın , ağırlığı 1.3 kg olup yüksekliği 7,3 cm , bant çevresi 60 cm.dir. Tacın üst kısmında gök küreyi/dünyayı temsil eden bölüm ve bunun üzerinde kartal bulunmaktadır. Alt bölümdeki kurt, koç ve at figürleri dikkat çekmektedir.   Kaynak Şanyü: Yer ve gökten doğmuş, Güneş ve Ay'ın taktir ettiği kağan  

HUN TÜRKLERİ

Resim
  Noin Ula Kurganı Eserlerinde Hun Yöneticisi Sn. Havva Turan’ın Yüksek Lisans Tezinden Türk milletinin en eski ataları olarak kabul edilen Hunlar, tarih sahnesine çıktıkları Türkistan coğrafyasında (Altay Dağları, Çoğay Dağları, Tengri Dağları, Orhun ve Yenisey Boyları) güçlü komşulara (Çin ve diğer devletler) karşı siyasi varlıklarını ve güçlerini kabul ettirmişlerdir. En eski tarihi devirlerde içtimai toplum düzenini tesis eden Türkler, “töre” (yazısız hukuk kuralları) sahibi bir millettir. Bu durum teşkilatlanmalarını ve devlet kurmalarını kolaylaştırmıştır. Mevcut tarihi kaynaklara bakıldığında, tarih yapan fakat yazmayan Hunlar hakkındaki ilk bilgiler, onlara komşu olan Çin yıllıklarından elde edilmektedir. Hunlar kadim çağda bilinen ilk teşkilatlı Türk devletini kurmuşlardır. Turgun Almas, tezimize konu olan “Hunların Kısa Tarihi” adlı eseri Çin yıllıklarını temel kaynak olarak alarak, Hunların yaşadıkları coğrafyanın fiziki özellikleri, siyasi faaliyetleri ve komşularıyl...

TÜRKLERDE AT

Resim
  Bezeklik Mağarası Uygur Türklerinin Duvar Resimlerinden. Asya Medeniyetleri Müzesi, Berlin, Almanya Hızırbek Gayretullah Türkler, yılkıyı ehlîleştiren ve onu medeniyetin hizmetine sunan ilk insanoğlu olarak tarihe geçmiştir. At, Türklerin kolu-kanadı olmuş, onun sırtında fetihlere koşmuş, Türk’ün cesareti atın çaparlığıyla birleşince de, cihan Türk atının nal sesleriyle çınlamıştır. Orta Asya bozkırından ta Viyana kapılarına kadar Türk’ü sırtında götüren, Ötüken çayırlarında otlayıp, Tuna ırmağında sulanan, Tanrı dağlarının doruğundan, Alplerin akabelerinden Türk’e yol bulan atalarımızın yoldaşı yılkıyı, atları günümüzde ne kadar tanıyoruz? Gördüğümüz her dört toynaklıya at, hipodromlarda çapanlara da tay ve kısrak deyip geçiyoruz. Oysa at niye, tay niye, kısrak niye dendiğini merak edip bozkır Türk kültürünün bir değerini, halkımıza doğru olarak tanıtamıyoruz. Bu konuda araştırma yapan zoologlara da rastlamıyoruz, belki araştırmacılar var da verilerini halka ulaştıra...
Resim
  Dr. Mustafa Talas Türk mutfağı dünyanın sayılı zengin mutfakları arasındadır. Bazı görüşlere göre, Çin ve Fransız mutfakları ile birlikte dünyanın en zengin üç mutfağından birisidir. Türk mutfağının zenginlik sebepleri arasında yiyecek ve içecek maddelerinin bolluğu ve çeşitliliğinin yanı sıra, Türklerin eski bir tarihe sahip olmaları da sayılabilir. Türk dünyasında, “yemek” isminin yerine “aş” ismi kullanılmaktadır. Göktürk Kitabeleri’nde de “yemek” bu anlamda kullanılmıştır. Ölüm törenlerinde (üç hayrı, yedi hayrı, kırk hayrı), “ölü aşı” ve düğünlerde de bulgur pilavını etli olarak yaparlar. Aynı yemekler bir dileği, adağı olan kimsenin söz konusu dileği gerçekleştiğinde de pişirilir. Bu yemeklere Alevi Türkmenlerde “ dede aşı ” denir.Malatya’da Akçadağ ve Hekimhan’da etli pilav pişirilerek “ölü aşı; kırk hayrı, üç hayrı, yedi hayrı şeklinde törenler” düzenlenir. Bu törenlerde, Türk töresindeki oturma düzenine göre misafirlerin en şereflisinin baş köşeye oturtulduğu görül...

BULGAR TÜRKLERİNİ OLUŞTURAN BOYLARDAN KUTRİGUR VE UTİGUR’LAR

Resim
  Kurum Han Kumandasındaki Bulgar Türklerinin Versinikia Savaşında Bizans Ordularını Yenmesi Yrd. Doç.Dr. Ali Ahmetbeyoğlu Türkistan’daki ilk dönem tarihleri ile batıya göç süreçleri hakkında pek bilgi bulunmayan ve Doğu Avrupa coğrafyasına geldikten sonra kaynaklarda Kutrigur ve Utigur denilen bu iki Türk boyu; isimleri “ok” kelimesinin çoğulu olan ve Türkçe boy, kabile anlamına gelen Oğuzların kardeşi ve batı kolu olan Ogurlara mensup idiler.  481 Yılından itibaren Azak Denizi ve Don Nehri civarından Moesia ve Trakya’ya akınlara başlamışlardır. Slavları da yanların alarak seferlerini bütün Balkan coğrafyasına yaymışlardır. Askerî güçlerinden dolayı Bizans Devleti için müttefik veya hasım sıfatıyla önemli olmuşlardır. Bizans Devleti, topraklarına sürekli devamlı hücumlar yapan, İstanbul’u tehdit edebilcek kadar güçlenen ve Gepitler ve Longabartlar başta olmak üzere birçok kavimle savaşan Kutrigurları, hediyeler ve senelik...

GÜNEY HUNLARI VE HUN FLÜTÜNDEN 18 ŞARKI

Resim
  Prof. Dr. Tilla Deniz BAYKUZU M.S. 199 yılında Güney Hun ordusunun ele geçirdiği, harabe haline gelmiş Çin başkentinden kaçmaya çalışan bir grup insanın arasında Ts’ai Wen Chi adında bir soylu genç kız da bulunmaktaydı. Bu genç kız, Sol Bilge Beyiyle evlendirildi ve Hunlar arasında on iki yıl yaşadı. Ülkesine döndüğünde onlarla yaşadığı hayatı “Hun Flütünden On Sekiz şarkı” adlı bir şiirde anlattı. XI. Yüzyılda resimlendirilen bu şiir Hunların siyasi ve kültürel hayatı hakkında bilgi edinmemizde oldukça önemlidir. Ts'ai Wen'chi'nin ülkesine dönmeden önce Hunlarla vedalaşmasının betimlendiği sahne. Arka tepelerden Çinli görevliler Wen'Chi'yi almaya gelirken, hunlar ona araba ve yolluk hazırlıyorlar. Hun kadınlar üzüntü içerisinde ağlaşıyorlar. Hun beyi ve Çinli eşi Hun orkestrasından müzik dinliyor, görevliler ise yemek servisi yapıyorlar. Hun beyinin gündelik yaşantısından bir sahne. Çinli eşiyle çadırında oturan beye kadınlar yemek se...

AVRUPA HUNLARI

Resim
  Hun Türklerinin Kazanları, İstanbul Askerî Müzesi Prof. Dr. Şerif Baştav 4. yüzyılın sonunda Avrupa'nın ufkunda görünen Hunlar, İç-Asya'dan batıya gelen Türk soyundan kavimlerin ilki idi ve bunu başkaları izleyecekti. Bölgede yaklaşık 80 yıllık ömürleri boyunca inanılmayacak derecede önemli olaylara sebep olan Hunlar, önce Batı-Asya'nın Türkleşmesini sağlamış, Avrupa'nın o zamanki nizamını altüst etmiş, Büyük Kavimler Göçünü harek ete geçirmiş ve Cermen Kavimlerini bir daha birleşmemek üzere dağıtmış, en önemlisi Doğu ve Batı imparatorluklarını temelinden sarsmışlardır. İlk Ortaçağ tarihinde bir fırtına gibi esen Hunlar, aradan geçen 1500 yıllık zamana rağmen hâlâ insanların ilgisini çeken, nereden geldikleri gibi böyle kısa bir zamanda dünya ölçüsünde bir devlet kurabilmelerinin muamması da çözülemeyen bir toplumdur. En tanınmış kağanları Attila, dünya büyükleri arasında yer alır ve devletin tarihe karışmasının 1500. yıl dönümü münasebetiyle bütün büyük Avrupa...