Kaynak Yrd.Doç.Dr. Abdulkadir KIYAK Türkler, Gök Tanrı inancıyla birlikte tabiatta bir takım gizli kuvvetlerin ve güçlerin varlığına da inanmakta ve bunları birer ruh olarak düşünmekteydiler. Bu tabiat ruhları, Orhun kitabelerinde “yer-su (yer-sub)” şeklinde ifade edilirdi. Aynı inanışa, Uygurlarda “yir-suv” adı altında rastlanmaktadır. Bu kültte üzerinde insanların yaşadığı yer, insanlara iyilik yapan ruhlar cemiyeti şeklinde şahıslandırılır ve yer-su adı altında “ıduk” yani kutsal kabul edilirdi. İnsanlar bu mekânlardaki kutsala ulaşmak ve bereketi temin etmek için bazı teberrularda bulunurlardı. Bu prensibe “do ut des” prensibi denilir ki “ben vereyim sen de ver” demektir. Esasen yer-su kültü etrafında sergilenen kurban ritüelinde de bu temel düşünce yatar. Türk kültür tarihinde hiçbir zaman kendilerine tapmanın söz konusu olmadığı bu yer-sular, maddi değil manevi bir kudret olarak tasavvur edilmiştir. Ayrıca bu kutsal mekânlara olan ilgi, bağlılık ve sahiplenme duygus...
Yorumlar
Yorum Gönder